İbiza - II.Bölüm
Akşam çökerken.....
İbiza limanının karşısında; barlar, resturantlar, inci bir gerdanlık gibi yanyana dizilmişler. Masalar sokaklarda, insanlar sokaklara taşmış. Geceleri neredeyse kimse iç mekanlarda yemek yemiyor. Masaların üzerlerinde yanan mumlar, yıldızların yeryüzüne inmiş hali gibi. İnsanlar sokaklarda, scooter ya da bisiklet kiralamış, dolaşmaya devam ediyorlar. Çoğunda bir telaş var . Sanki çılgın partilere yelken açmak için, San Antonio’nun yolunu tutmak için sabırsızlanıyor gibiler. Çevrenizi bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji sarıyor. Paella yemeden ve Sangria içmeden ülkesine dönen kimse yok gibi. Harika bir içecek. Şarap, portakal suyu, portakal ve limon dilimlerinin yanı sıra, brendy eklenerek yapılan bir içki. Mideyi rahatsız etmiyor. Fakat içen herkesi çok mutlu ettiği söyleniyor.
San Antonio, Ibıza’nın üçüncü büyük şehri. Ayrıca dünyadaki elektronik müziğin, en ünlü dj’lerin, çılgın partilerin başkenti. Bir çok club sabahın erken saatlerinde kapılarını müşterileri için açıyorlar. İçkilerin su gibi içildiği, gençliğin sokaklarda dahi hiç durmadan dans etmesi alışıla gelmiş bir görüntü. Club girişlerinde yaş kontrolü yok. Club’ların kapılarında, içeriye daha çok müşteri sokabilmek için yapılan çeşitli promosyonlara rastlamanız mümkün .Dünya gençliğinin akın ettiği bu küçük şehir yaz mevsiminde oldukça kalabalık. Ibıza Space, Cafe Del Már, Mambo sadece Ibıza’nın değil, dünyanın en ünlü clubları arasındalar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder