22.11.06

Adriya'nın Kraliçesi

Bir sanat ve kültür ülkesi olan İtalya, sanat, bilim, endüstri ve teknik alanlarda, dünyanın önde gelen ülkeleri arasındadır. Sanatın ve tarihin iç içe geçtiği, üç bin yıllık bir kent olan Roma, dünya tarihindeki belirleyici rolü sayesinde, " dünyanın başkenti" ünvanını hak etmektedir.
Roma sınırları içerisinde yer alan, Vatikan Devleti'nin en önemli binası San Pietro Kilisesi'dir. Sanata ve güzelliğe olan düşkümlükleri ile tanınan İtalyan'ların büyük bir çoğunluğu, Roma Katolik Kilisesi'ne bağlıdır.
Çok eski çağlardan beri Alpler'den inen birçok kavimler, buranın yerli halkı ile karışmıştır. Bu karışmanın en çok olduğu yer Sicilya'dır. Buradakiler, Kartacalılar, Araplar ve Yunanlılar ile karışmışlardır. Bu yüzden bugün, İtalyan ırkı diye bir kavimden söz edilemez.
Mimari eserler bakımından son derece zengin olan ülkenin, Milano'da bulunan Il Duamo (Kubbe) diye anılan Katedral, büyüklük bakımından Avrupa'daki katedrallerin üçüncüsüdür. Floransa'da görülmesi gereken diğer mimari şaheserler arasında, Santa Maria del Fiore Katedrali, Palezzo Vechio, Pitti Sarayı şehrin önemli mimarlık eserlerinin başında gelir.
16.yüzyılda, İtalyan heykelciliği, en parlak devrine ulaşmıştır. Rönesans'ın önde gelen sanatçıları Michalengelo Buonarroti ve Benvenuto Cellini bu dönemde yetişmişlerdir.
"Napoli'yi görmeli, sonra ölmeli" diye İtalyanlar'ın dillerinden düşürmedikleri bir söz vardır. Napoli şehri, bugün turistler için bu sözü haklı çıkaracak kadar ilgi çekicidir. Pompei yıkıntılarını, Ischia adasını, Capri'yi, nefis yemeklerinin yendiği, napoliten müziğinin dinlendiği, Santa Lucia boyunca uzanan resturantları vardır. Lüksün ve fakir gecekonduların bir arada bulunduğu şehir, aynı zamanda bir açık hava müzesine benzer.
Dünyanın en eski kitaplıkları, İtalya'dadır.1895 yılında, İtalya'daki kitaplıkların sayısı, 1831'i bulmuştur. Müze cenneti olarak anılan İtalya'nın en eski müzesi Floransa'da, 1200 yılında kurulan Museo Nazionale'dir.
Bir zamanlar, Rönesans devrinin en büyük kültür merkezlerinden biri olarak anılan Venedik, "Adriya Denizi'nin Kraliçesi"diye tanınır.Venedik'in, başlıca özelliği, denizden pek az yüksek olan kum setlerin üzerine kurulu olmasıdır.
Sokakların büyük bir kısmı, kanallar halindedir. Şehir, sığ olan denizin üzerinden uzanan, uzun bir köprüyle karaya bağlanmıştır.
Bu köprüde, biri gidişe, öteki gelişe ayrılan iki demiryolu ve motorlu araçlar için bir yol vardır. Trenler ve motorlu araçlar, köprüyü aşıp, Venedik'in kuzey ucuna kadar ilerler.
Şehirde, otomobil ve benzeri araçların hareketine şmkan olmadığı için, bunlar şehir dışındaki garaj ve parklarda bırakılır. Uzmanlar, Venedik'in zamanla sulara gömülmekte olduğunu belirtmektedirler.Şehirdeki kanallar birer cadde gibidir. Evleri, binaları birbirinden bunlar ayırdığı gibi, trafiğin büyük bir bölümü kanallardaki, kayıklarla, gondollarla sağlanır.
San Marco ve San Giorgio katedralleri başta olmak üzere bir çok kilise ile, dukalık sarayı, ünlü çan kulesi turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

Demenza

Hiç yorum yok: