
Dikkat ederseniz, her sene sonunda "Bu sene çok çabuk geçti" diye hayıflanıp dururuz. Oysa bir sene hala 12 aydan ibaret. Yani süresinde bir kısalma yok. Acaba bizim bu duyguya kapılmamızın sebebi, hayatımızda gerçekten istediklerimizi yapmaktan çok, sadece yapmak zorunda olduklarımıza odaklanmış olmamız mı?
Hiçbirimiz en mutlu, en heyecanlı, bize en çok zevk veren anlarımızı ya da günlerimizi asla unutmayız. Örneğin geçtiğimiz yaz başında, çocuklarınızın okulu tatile girer girmez, yoğunluğunuz sebebi ile sürekli erteleyip durduğunuz tatile çıkmış olsaydınız bunu da 2006 nın güzel anları arasına katmış olacaktınız. Ya da terfi almaya çalışıp dururken, Bizans oyunları ile vakit kaybetmektense, kişisel gelişim konularına eğilip iş arkadaşlarınıza fark atsaydınız, bu da eminim 2006 nın en önemli olayları arasına girecekti.
Ya da eşiniz ile solmuş olan romantik dakikalarınızı canlandırmak adına, küçük mutluluk senaryoları yaratıp bunlara hayata geçirseydiniz, bir kişi değil iki kişi birden mutlu olmuş olacaktı. Hatta belki de üçüncü bir kişinin daha aileye katılmasına, kendinizden emin bir şekilde karar vermiş olacaktınız. Almak istediğiniz arabayı bir türlü alamadığınız için hayıflanmaktansa, onu almaktan vazgeçip, psikolojik baskısını omuzlarınızdan atmış olsaydınız eminim bu da ruhunuzda bir hafiflik yaratacaktı. Tüm bunların saçma sapan, uç örnekler olduğunu iddia etmektense, acaba benim hayatımda da bunlarla paralellik gösteren anlar var mı diye düşünseydiniz, şimdiye kadar çoktan daha mutlu ve hayatınızda daha etkin bir rol alabileceğiniz bir 2007 planı, hazırlamaya başlamış olacaktınız.
2006 gerçekten çabuk mu geçti, yoksa boş mu geçti ?
Siz ne dersiniz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder